Kategori | Cokomelo, Yazar Köşesi

Çikolata Adasının Gizemli Hikayesi: Chilam ve Jaina (II. Bölüm)

“İşte senin evin burası. Artık yuvandasın. Yara almış acılı benliğinin şifası bu ağacın köklerinde. İkimizde acılı ruhlar olduğumuzdan kabuğumuzdan sıyrılıp deri değiştirmek zorundaydık. Ben, senin vesilenle bedenimi ruhumu esir almış o karanlık güçten sıyrıldım. Sen de benim aracılığımla köklerinden, göğün sonsuzluğuna uzanacaksın. Sonsuz olmanız için sen ve Jaina burada köklerinize kavuştunuz. Yaşam aşktır, ölmekse kaçış. Senin aşkının ölümsüzlüğü, ancak var oluşunun sonsuzluğuyla mümkün. Sonsuzluğa açılan varoluş kapısında bir, bütün ve tek olmaya hazır mısın? Zaten filizlerinden yeşerdiğin, doğduğun bu yerde, bu kapıdan geçtiğinde tek bir yüzün olacak bundan böyle: o da Aşk..Ruhun tanrısı ve tanrıçası ebediyette kavuşacak..varoluş kapısından toprağa kök salacaksınız beraber..”

Chilam dakikalarca düşünür, kimdir bu esrarengiz sesin sahibi, ne olabilir yaşam ağacının dibinde onu bekleyen?Kendi kendine arka arkaya sorular sorar, ama umut etmez, bir kez daha umutsuzluğa kapılmaya tahammülü yoktur çünkü..Sabırsızlıkla bekler ertesi günü, sabaha kadar gözüne uyku girmeden..Tüm bir günü heyecandan çikolata yiyerek geçirir, tek bir parça saklar, o da adağıdır kakao Tanrısına..

Gün batımına yakın ağaca doğru yola koyulur. Hava serindir, öyle ki, içi ısınsın diye özlediği çikolata çeşmesinden son bir bardak çikolata almak ister, ama daha biraz ilerlemeden donar sıcak çikolatası. Hızlıca yürümektedir, ilerden yaşam ağacı gözükür tüm görkemiyle..O da ne der kendi kendine..ağacın tam dibinde parlak, yemyeşil parıl parıl değerli bir taş gözünü alır..Etrafında gökkuşağının bin bir rengi.. Öylesine güzel renkler bürümüştür ki etrafını, Chilam bir müddet uzaktan seyre dalar ağacı hayranlıkla. Daha önce hiç bu güzellikte bir şeye rastlamamıştır.

Yeşim taşıdır bu..tılsımlı, şifa veren, ona Tanrı’dan sunulmuş özel bir hediye..Ağacın dibinde konuşmaya başlar, ne de olsa kakao Tanrısı onun dediklerini duyacaktır: “Yüce Tanrım, beni buraya bu defa sen getirdin..Bu taştan kolye, yıllardır ettiğim onca dua, senden başka sığınacak hiç kimsem hiç bir şeyim kalmadı. Lütfen bana bununla ne yapacağımı göster ”Bir anda bir kapı aralanır önünde ve Tanrının sesi çalınır kulaklarında: “Bu kapıdan geçince upuzun bir patika çıkacak önüne, çocuğum. 3 gün 3 gece ilerleyeceksin. Önüne odalar çıkacak. Patikanın en sonu çikolata şatosudur. Korkmadan ilerle, elinde tuttuğun bu taş seni tüm kötülüklerden koruyacak, söz veriyorum. Bu taş en kudretli ejderin yeryüzüne bıraktığı tohumların donmasından meydana geldi. Sana cesaret, akıl ve güç verecek. Ana gelebilmek için, geçmişine dönüp her bir kötü anıyı ve olayı affedip kabullenmen gerek. Aksi takdirde hep suçluluk duyacaksın yüreğinde. Ne suçlulukla yaşanır, ne de suçluluktan ölünür, bu sözümü sakın ola ki aklından çıkarma”

Chilam biliyordur çok zorlu bir deneyim yürüyüşüne çıkacağını, ama hiç tereddütsüz yola koyulur başka bir şansı kalmamıştır çünkü. Önüne çıkan ilk kapıyı açar Chilam..Bir not vardır kapının üstünde: “Yalnızlık nedir?” Yüksek sesle haykırmaya başlar: “Ben hep yalnızdım. Jaina gitti gideli gideli, hep yalnızım ben” İkinci nota uzanır: “Öyleyse yol boyunca, hiç yalnız olmadığını düşün. Yalnızlık sadece bir histir. Her şey göründüğü gibi değildir. Zamanla bunu sen de fark edeceksin. ” Ürpererek ayrılır odadan. Hep ilerlemek zorunda hisseder kendini, bu yolun ona göre dönüşü yoktur. Az ilerde başka bir odadan kahkaha sesleri gelmektedir.” İlginç, benden başkaları da var bu patikada. Demek ki hakikaten de yalnız değilmişim der içinden”. Kapıyı aralar, bir de bakar ki, güzeller güzeli bir kız çocuğu ve bir erkek erimiş çikolatalar içinde oyunlar oynamaktadırlar neşe içinde. Kızla göz göze gelirler ve sorar Chilam’a : “Beni tanımadın mı? Hiç mi tanıdık gelmedi suretim? Ben öldüm, Sen, oldun.”Olabilir mi diye düşünür Chilam, asırlar önceki gizemli hikayenin karakterleri yine Chilam ve Jaina mıdır aslında..Koşar adım çıkar odadan, bir üçüncüyü denemeye tereddütlüdür ama merakla dayanamaz ve açar kapıyı..3.kapının ardında, masada genç ve yakışıklı bir delikanlı oturmaktadır. Elinde kağıt kalem bir şeyler yazıp çizmektedir. Ancak Chilam’ın varlığından habersiz gibi, hiç konuşmamaktadır. Chilam yavaşça yanına yaklaşırken bile tepki vermemektedir. Chilam yanına sokulur ve ne yazdığına çizdiğine göz atar..Bir şato..bir kadın..bir ağaç..bir kolye..birleşmiş bedenler, beraberce kök salmış..Asırlık bir aşkın hikayesi gibi..Hepsi yan yana, sanki hayatlarını resmetmiştir delikanlı..Chilam sarılmak ister, Jaina diye haykırır heyecanla. Tam sarılmak üzereyken kaybolur delikanlı gözden..

Patikanın sonu şatoya bağlanmaktadır. Yıllar önce koşarak uzaklaştığı o kocaman çikolatadan şato..Emin adımlarla aralar kapıyı..Kukulkan belirir yine..Elindeki taşı uzatır: “Bunu sana getirdim, sonsuz kudretin sembolü..Taşı görür görmez yılan, bir toz bulutuna dönüşür, ve camdan süzülerek uçup gider..Çok güzel rengarenk Tukan adında bir kuşa dönüşmüştür..Chilam’a döner ve “beni takip et, seni ait olduğun yere, yuvana götüreceğim.” Beraberce patikada ilerler. Chilam merakla nereye gittiklerini sorgular, ancak Tukan cevap vermez..Şatoya giderken yürüdüğü patikanın her yerini çiçekler sarmıştır artık..

Yola çıktığı ağacın yanına geri gelirler. Tukan döner: “İşte senin evin burası. Yara almış acılı benliğinin şifası bu ağacın köklerinde. İkimizde acılı ruhlar olduğumuzdan kabuğumuzdan sıyrılıp deri değiştirmek zorundaydık. Ben senin vesilenle bedenimi ruhumu esir almış o karanlık güçten sıyrıldım. Sen de benim aracılığımla köklerinden göğün sonsuzluğuna uzanacaksın. Sonsuz olmanız için sen ve Jaina burada köklerinize kavuştunuz. Yaşam aşktır, ölmekse kaçış. Senin aşkının ölümsüzlüğü, ancak var oluşunun sonsuzluğuyla mümkün. Sonsuzluğa açılan varoluş kapısında bir, bütün ve tek olmaya hazır mısın? Zaten filizlerinden yeşerdiğin, doğduğun bu yerde, bu kapıdan geçtiğinde tek bir yüzün olacak bundan böyle: o da Aşk..Ruhun tanrısı ve tanrıçası ebediyette kavuşacak..varoluş kapısından toprağa kök salacaksınız beraber..”

“Evet” diye haykırır Chilam büyük bir coşkuyla, ve hiç tereddütsüz geçer kapıdan..Toprakla bütünleşir, ve sonrasında da yaşam ağacıyla bütünleşir bedeni..Jaina da baştan beri ordadır zaten, hiç ayrılmamıştır.. O da sevdiğinin dileklerine göz yaşlarına dayanamayıp yakarmıştır gecelerce Tanrısına..Ertesi sabah adanın yerlileri uyandıklarında çok farklı bir manzarayla karşılaşırlar. Yaşam ağacı bir kadın ve erkeğin bütünleşmiş bedenine dönüşmüştür. O günden sonra bu ağaç saf ve sonsuz sevginin sembolü olarak sevenlerin dilek dileyip ibadet ettiği bir türbe olarak kabul edilmiştir.

Niye bu masalı yazdın diye meraklananlara şöyle bir açıklama yapabilirim. Benim çocukluğumun masalı Hansel ve Grateldir. Çikolataya duyduğum derin aşkımın sebebi, hatta miladi..Çocukken kasetlerini izlediğim, bir gün pasta eve ulaşmanın hayallerini kurduğum masalımdır Hansel ve Gratel. Yıllar sonra, bu yazıyı yazmaya başlamadan önce tekrar bir göz attım masala, çünkü pasta çikolata denince aklıma gelen ilk imaj ormanda pasta eve doğru heyecanla koşan iki kardeşin resmidir. Abimle hayalini kurduğumuz kocaman rengarenk muhteşem lezzetteki pasta ev..
Yıllar sonra okuduğumda dikkatimi çekenler ise, açlık ve fakirlik yüzünden üvey anneleri tarafında ormanın ortasında yapayalnız ölüme terk edilen iki küçük çocuk, cadının yemek için şişmanlatmaya çalıştığı Hansel, ve sonucunda kurtulmak için fırında cayır cayır yakılan kötü cadı..Fazla sevgisiz ve mutsuz bir son.. Hatta düşününce dehşet ve hayret verici..Böyle çocuk masalı mı olur diyenler, umarım sevmişinizdir büyükler için yazılmış bu masalı :)

Çikolata: aşk; çikolata: tutku; çikolata: adrenalin; çikolata: mutluluk; çikolata: cinsellik; çikolata: günah; çikolata: Tanrısal mucizevi bir buluş..Çikolatanın da aşk gibi bin bir yüzü var..Benim için çikolata biraz da hayal gücü..Büyüdükçe hayallerinizin ve hayal gücünüzün sizinle beraber büyümesi dileğiyle :)

*Chilam: Maya Uygarlığında Kahin.
*Ek Chuah: Kakao Tanrısı
*Yaxché: Yaşam Ağacı
*Tukan: Doğan
*Kukulkan: Mayalarda “tüylerle kaplı yılanların efendisi” anlamındaki ilah için kullanılan ifade. Toltek, Aztek, Maya ve İnka metinlerine göre, insanlarla bir süre yaşamış, onlara doğru yolu gösterdikten ve uygarlığı öğrettikten sonra göklere geri dönmüştür.
*Yeşim taşı: Asırlar boyunca mücevherat ve küçük heykel yapımında kullanılmış, en çok yeşil renkte bulunan sert, kıymetli şifalı ve bolluk sembolü olarak görülen taş. Özellikle Çin’de kullanılan yeşim taşı, Maya Uygarlığında ticari mallar arasında yer almaktadır.

Yorum Yazın.

Takvim

Aralık 2011
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Kas   Oca »
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Arşivler

bulut sunucu web hosting