Çok masum geliyor değil mi? Göze, burna, dudaklarına, diline….

Ben BitterBetty kendimi karanlıkta çok rahat hissediyorum

Çok masum geliyor değil mi? Göze, burna, dudaklarına, diline….

O ilk tat yaklaştıkça sana uzanan o rahiya, elinde parmaklarının arasında tuttuğun o mucize hafif yumuşak. Çıplak parmaklarınla tutuyorsan o hafif eriyişi tanıyorsun, hissediyorsun ki parmak uçlarında eriyor, parmak izine karışıyor, sen oluyor – o sen oluyorsun. Sonra koku yaklaşıyor yakınlaşıyor, o kadar yakınlaşıyor ki dilinde damağında yavaş yavaş tadını hissetmeye başlıyorsun. Yavaşça bedenin onu istiyor diyor ki; bu mesafeden bana bunları yaparsa acaba bütünleşince bana neler yapacak? Neler hissettirecek. Ve ilk temas dudaklarının ucu değiyor ona hafifçe inliyorsun belki ya da derin bir nefes alıyorsun ya da susuyorsun kimseyle, kâinatın hiç bir titreyişiyle paylaşmak istemiyorsun onu. Sadece senin olsun bu haz bu çıldırtan zevk sadece sana ait olsun istiyorsun. İçinden onunla hemen bütünleşmek gerekiyor ama tükensin bitsin gitsin istemiyorsun. Çaresizlik mi? ASLA bu sadece hazzı uzatmaya çalışmanın o hedonistik çağrısı. Sen ve o. Dilinde damağında tadı yayılıyor o artık senin! Senin o!


İlk günahı bize işleten meraktı, ama kendime sık sık sorarım acaba o gerçekten bir elma mıydı? Kakao çekirdeği olmasın sakın. Benim ölümcül günahım kakao; cezp edici lezzetiyle saf kakao.

İnsanoğlu merakına yenildi, günahını işledi ve cennetten dünyaya düştü. Evrimsel sürecini tamamlarken bir yandan da temel ihtiyaçlarını karşılayacak, kendi devamını sağlayacak şartları oluşturdu. Ateşi buldu, alet edevat yaptı ve hayatını kolaylaştıran şeyleri tamamlar tamamlamaz hemen zevkin peşine düştü.

Tutku – KAKAO. Şifa için ilaç niyetine kullanıldı, verdiği o muhteşem duygu o haz o zevk şelaleri o coşku ile insanoğlu onu tanrısallaşırdı, tanrılarına sundu, yeri geldi taptı. Afrodizyak oldu, anti depresan oldu, uyarıcı oldu. Sorular sordurdu. Yanıtlar buldurdu. Cesaret verdi. Kırık kalpleri onardı. Küsleri barıştırdı. Savaşlar çıkardı. Zengin etti insanları kral yaptı imparator yaptı. Bazılarını köleleştirdi. Ama biz var oldukça var oldu. Gelişti, değişti saftı, değişti. Başka başka reçetelerle girdi bedenlerimize. Eritildi, donduruldu, sıcak oldu, soğuk oldu, Şeytan icadı dendi yasaklandı. Melek şekline sokuldu öyle de yenildi.Sevgililer birbirlerinin isimlerini yazdılar onunla.

Kişisel tarihler yazdı. Benimkini mesela. Ne kadar uzak olsam da o yanımda olunca rahatladım, evler kurdum, başka ülkelerde başka şehirlerde benimleydi. Bana cesaret verdi, kızgınlığımı aldı, hayaller kurdurdu. Çikolata kokan şehirlerde yürüdüm, tuhaf bir evde olma duygusu içimde elimde bir tablet taze artisanal çikolata ile. İlk bara girdim yanına bir kanyak söyledim. Hayır dedi garson, elindeki çikolataya en yakışan birayı vereceğim sana. Tamam dedim. Kolay bir insan yaptı beni baş ettim birçok şeyle. İçimdeki şeytanı sindiren, bazen o küçük kızı bazen de amazon kadınını çıkaran o oldu. Bendeki değişik benleri ortaya koyan iblislerimi hapseden, beni korkusuz yapan, yenilmez yapan.

Bazen neşelenip yedim, baştan çıkmak için, baştan çıkarmak için, aklımı toplamak için, biraz daha enerjim olması için, yorgunluğumu atmak için, berbat bir gün geçirdiğimde veya harika bir şey başardığımda yaşamın hazzını duyabilmek için. Hatırlamak için, unutmak için, bazen sadece ağlarken, hastayken. Ne zaman istersem.
Kalabalık bir grup önünde ciddi bir konuşma yapmam gerektiği o gün – nasıl da korkuyordum- çantamdan çıkartıp ağzıma attığım o acı biberli çikolata parçası sayesinde topladım cesaretimi. Uzakta olan o adamı aramamak için tıktım dudaklarımın arasına aklıma güzel şeyler gelsin diye. O gittiğinde battaniyemin altına kıvrılıp bir paket bitter Toblerone’u yemiştim, beraber içmek için binlerce kilometre öteden getirdiğim o pahalı viskinin yanında. Ağlamamıştım artık. Acımıyordu ki canım, geçmişti.

Aldattığında, aldatıldığında, patronunla kavga ettiğinde, sevgilinin hareketlerine mana veremediğinde dostunla kaç litre, kaç galon sıcak çikolata içtin sen? Ben çok içtim :)
Buz gibi karların altında dumanı tüten Baileys’li sıcak çikolata, dağların tepesinde kışın ortasında. Ya da yazın kızgın güneşin altında vücudunu kakao yağına bulamış elinde çikolata soslu frappiccinon ile hiç mi dans etmedin iskelenin ortasında. Her mevsim, her kutlamada. Şeker bayramında pralin kutusuna çaktırmadan elini sokup gide gele tüm kutuyu yediğin (sonra da annenden azar yediğin) olmadı mı?

Aşkımı da çikolata ile yaşadım ben hep. Beni Kinder Pingui ile kandıran sevgilim oldu :) hem de 26 yaşındayken.

Ben kakao tutkunuyum. Ben (bitter) çikolataya hayır diyemeyenim. Sana O’nunla ilgili her şeyi anlatmak istiyorum. Beni nasıl cezp ettiğini beni nasıl ele geçirdiğini, zihnimi nasıl altüst edip mucizevî bir şekilde düzenlediğini. Nereden nasıl geldiğini sana her şeyi anlatmak istiyorum. Benimle tutkularımı paylaşır mısın? Sana baştan çıkarıcı sırlar vaat ediyorum. Yol arkadaşım olur musun ben sana beni esir almış ruhumu eline geçirmiş bedenimi bağlamış kakao kokulu günahlarımı itiraf ederken…

Benzer yazılar

Yorum Yazın.


En Beğendiğiniz Çikolata Markası ?

  • Ülker (32%, 87 Votes)
  • Tadelle (16%, 43 Votes)
  • Elit (15%, 41 Votes)
  • Eti (12%, 33 Votes)
  • Melodi (10%, 27 Votes)
  • Şölen (8%, 22 Votes)
  • Mabel (7%, 19 Votes)

Total Voters: 272

Loading ... Loading ...

Takvim

Aralık 2011
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Kas   Oca »
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Arşivler

bulut sunucu web hosting